Donnerstag, 25. April 2013

PKK Ankara'da


Teşekkürler AKP.

PKK ile açılım bahanesi altında iş birliği yapan AKP sayesinde:
"Dağdan indim Ankara'ya", denilecek artık.

Dün (24 Nisan'da) Türkiye Gençlik Birliği (TGB) bünyesinde

ODTÜ'de 11 yıldır düzenlenen "Serhat Özyar Yılın En Genç
Bilim Insanı Ödülü'ne" gittik...

Türkiye'mizin yetiştirdiği genç bilim insanlarını tebrik ettigimde

şöyle bir konuşma geçti aramızda:

Biz TGB-Bünyesi olarak sizleri can-ı gönülden tebrik eder ve

ülkemizin çıkarları uğuruna calışmalarınızı her daim
sürdürmenizi temenni ederiz, dedim.
Ardından, sizler sokaklarda ve sıra başlarındasınız.
Böylelikle bize güven duygusu sağlıyorsunuz, dedi.

------------------------------
Ne ABD Ne AB
Tam Bağımsız Türkiye!
------------------------------

Bu güzel konuşmadan 5 dk. sonra Türkiye'nin bağımsızlığına

karşı olan ve emperyalist güçlerin uşaklığını üstlenen şiddet ve
kan ile beslenen sahte solcu örgütlerin birleşimi ile karşılaştık.

Mühendislik Merkez Binası'nı kuşattıktan sonra içeride kalan

genç bilim adamlarnın, eşleri, dostları ve bebekleri ile birlikte
dışarıya çıkmalarına izin verildi.

Karşılıklı sloganlar ile süren atışmaların ardından AKP-Solcuları

camdan olan giriş kapısını kırıp içeriye sis bombası ve taşlar atmaya başladı.
Bu sırada biz TGB'li gençler ile birlikte içeride bulunan

ODTÜ Eğitim Görevlilleri de yaralandı.

Arkadaşlarımızın gelmesi ile birlikte ilk dalgada

karşı grup püskürtüldü ve böylelikle dışarıya çıktık.

Bursa Nutku misali ellemize aldığımız taşlar ve sopalar ile

bu ülkenin polisi vardır jandarması vardır demeden
Milli Mücadeleye, Hasan Tahsin ve nice Kara Fatma'larımız
ile başladık.

---------------------------------------
Mustafa Kemal'in Askerleriyiz!
---------------------------------------

Sayıca bizlerden üstün olmalarına rağmen 4 saatlik

bir çatışmadan sonra ve bununla birlikte bizim "tek yumruk"
olmamız onları eze eze geçmemizi sağladı.
Böylelikle yenilmez "Çılgın Türk" ruhunu ispatlamış olduk.

----------------------------------------
Yaşasın Türkiye Gençlik Birliği
----------------------------------------

Teşekkürler. 


Twitter: @denizgezmis68

Sonntag, 14. April 2013

Olmazmı, ey evlat!

Gecenlerde Anadolu'da "geziyorum gündüz gece".
O köy bu köy.
İnsanların bakışlarındaki saflıkları ile beraber o koca yüreklerini de görebilirsiniz.
Anadolu'yu gezme nedenim belli:
"Bir nesil doğuyor..."
Ve ben bu genclerin,
neden bukadar istekli olduklarını
neden bukadar ateş dolu oldukların
neden bukadar saf ve temiz olduklarını
araştırmaya gittim...

Girdim bir köy kahvesine.
Nereden geliyor bu istek(?), diye soruyor gözlerim.
O an birini fark ettim.
O da beni fark etti.
Yaşlı bilge bir dede.
Sanki beni yanına çağırıyormuş gibi bakıyordu.
Sordum:
Dede'cigim, bir nesil doguyor. nereden geliyor bu istek?
Derin sesi ile anlatmaya başladı ve herkes susup O'nu dinledi:

Ey evlat

[...]

Bir nesil doğuyor.
Aydınlığı güneşi aşıyor.
Bir nesil doğuyor.
Gücü dağları deliyor.
Bir nesil doğuyor.
Ayak sesleri dünyayı sarsıyor.
Bir nesil doğuyor.
Düşün... Hesap soruyor!


Bizim topraklarımız neden verimlidir, diye sorarsa sana o nesil, şöyle cevap ver!
[...]
Ey evlat,
önce o kuru toprağa gübre attık Çanakkale şehitlerimiz ile. Bizi bu durumlara getiren emperyalist uşaklar kaçtı, İngiltere'ye.
Yani bize savaş getirenlere.

Dinime küfür eden Müslüman olsa bari, derdik biz eskiler, ey yeni nesil.

Verimsiz toprağa gübreyi attık.
Şimdi sıra sulamaya geldi.
O görevi Kurtuluş Savaşı'nda ataların üstlendi, ey evlat!
Toprağı kanları ile suladılar. Geride dul kalan analarımız verimlenmiş o topraklara tohum ekti, seni ektik.
Anlayacağın herşey senin içindi evlat! Senin için öldük.

Yok yok, üzülme!
Biz onu seve seve yaptık.
O topraklardan senin gibi nesiller filizlensin diye.

İste sen, evlat!
Sen büyüdün fidan oldun.
Hak aramaya başladın.
Kalbin halk ile atmaya başladı.
Damarlarında dolaşan asil kan, sana mevcut olan kudreti vermek için sana atalarından kalan bir emanettir.
Formülünü iyi sakla.
Başka yerde bulamazsın.

İşte sen, evlat!
Sen fidan oldun.
Seni Astılar.
Lokman hekimin bulup, sonra da kaybettigi ölümsüzlük iksirini tekrardan buldun.

İşte sen, evlat!
Sen fidan oldun.
Daha reşit bile değilken seni tekrar astılar.
Deniz'lerin yanına yolladılar.

İşte sen, evlat!
Sen şimdi ağaç oldun.
Baban olan Mustafa Kemal Atatürk'ü ve fikirlerini müdafaa etme görevi sana düştü.

İşte sen, evlat!
Sen dediğim gibi fidandin. Daha cok büyüdün ve ağaç oldun.
Bahar gelsin artık. O güzel kokulu çiçeklerin açmadan dölle atalarının sana emanet ettiği toprakları.
Dölle, dölle ki senin gibi daha niceleri filizlensin bu topraktan.

Heryer fidan ve
Heryer ağaç olduğu zaman.

İşte evlat!
İşte ozaman her bir ağızdan:

Yaşamak bir ağaç gibi
tek ve hür ve
bir orman gibi kardeşçesine,
diyebiliriz.

Hani busefer sonuna,
bu hasret bizim (!),
degil de,
bu zafer bizim (!),
deriz belkide.

Olmazmı, ey evlat!?


Teşekkürler
Saygılar

Freitag, 9. November 2012

10 Kasim 1938

Ölümsüzlügün ve Sonsuzlugun baslangici.

Atatürk...

Koskoca bir hayat.
Muhtesem.
Insan üstü bir zeka.

Ordunun beyni.
Halkin neferi.
Devletin adami.
Emperyalizmin basbelasi.

Atatürk...

Koca bir hayat.
Muhtesem.
Insan üstü bir zeka.

Insanlarin umudu.
Dünyanin barisi.
Ulusun kahramani.
Cahilligin düsmani.

Atatürk...

Kokoca bir hayat.
Muhtesem.
Insan üstü bir zeka.

Özgürlügün mühendisi.
Türkiyenin mimari.
Namusun bekcisi
[...]

Atatürk...

Seni anlamak.
Seni ögrenmek.
Seni anlatmak.
Seni ögretmek.

Seni okumak.
Seni yazmak.
Seni okutmak.
Seni yazdirmak.

Atatürk...

10 Kasim 1938
Ölümsüzlügün ve Sonsuzlugun baslangici.