Gecenlerde Anadolu'da "geziyorum gündüz gece".
O köy bu köy.
İnsanların bakışlarındaki saflıkları ile beraber o koca yüreklerini de görebilirsiniz.
Anadolu'yu gezme nedenim belli:
"Bir nesil doğuyor..."
Ve ben bu genclerin,
neden bukadar istekli olduklarını
neden bukadar ateş dolu oldukların
neden bukadar saf ve temiz olduklarını
araştırmaya gittim...
Girdim bir köy kahvesine.
Nereden geliyor bu istek(?), diye soruyor gözlerim.
O an birini fark ettim.
O da beni fark etti.
Yaşlı bilge bir dede.
Sanki beni yanına çağırıyormuş gibi bakıyordu.
Sordum:
Dede'cigim, bir nesil doguyor. nereden geliyor bu istek?
Derin sesi ile anlatmaya başladı ve herkes susup O'nu dinledi:
Ey evlat
[...]
Bir nesil doğuyor.
Aydınlığı güneşi aşıyor.
Bir nesil doğuyor.
Gücü dağları deliyor.
Bir nesil doğuyor.
Ayak sesleri dünyayı sarsıyor.
Bir nesil doğuyor.
Düşün... Hesap soruyor!
Bizim topraklarımız neden verimlidir, diye sorarsa sana o nesil, şöyle cevap ver!
[...]
Ey evlat,
önce o kuru toprağa gübre attık Çanakkale şehitlerimiz ile. Bizi bu durumlara getiren emperyalist uşaklar kaçtı, İngiltere'ye.
Yani bize savaş getirenlere.
Dinime küfür eden Müslüman olsa bari, derdik biz eskiler, ey yeni nesil.
Verimsiz toprağa gübreyi attık.
Şimdi sıra sulamaya geldi.
O görevi Kurtuluş Savaşı'nda ataların üstlendi, ey evlat!
Toprağı kanları ile suladılar. Geride dul kalan analarımız verimlenmiş o topraklara tohum ekti, seni ektik.
Anlayacağın herşey senin içindi evlat! Senin için öldük.
Yok yok, üzülme!
Biz onu seve seve yaptık.
O topraklardan senin gibi nesiller filizlensin diye.
İste sen, evlat!
Sen büyüdün fidan oldun.
Hak aramaya başladın.
Kalbin halk ile atmaya başladı.
Damarlarında dolaşan asil kan, sana mevcut olan kudreti vermek için sana atalarından kalan bir emanettir.
Formülünü iyi sakla.
Başka yerde bulamazsın.
İşte sen, evlat!
Sen fidan oldun.
Seni Astılar.
Lokman hekimin bulup, sonra da kaybettigi ölümsüzlük iksirini tekrardan buldun.
İşte sen, evlat!
Sen fidan oldun.
Daha reşit bile değilken seni tekrar astılar.
Deniz'lerin yanına yolladılar.
İşte sen, evlat!
Sen şimdi ağaç oldun.
Baban olan Mustafa Kemal Atatürk'ü ve fikirlerini müdafaa etme görevi sana düştü.
İşte sen, evlat!
Sen dediğim gibi fidandin. Daha cok büyüdün ve ağaç oldun.
Bahar gelsin artık. O güzel kokulu çiçeklerin açmadan dölle atalarının sana emanet ettiği toprakları.
Dölle, dölle ki senin gibi daha niceleri filizlensin bu topraktan.
Heryer fidan ve
Heryer ağaç olduğu zaman.
İşte evlat!
İşte ozaman her bir ağızdan:
Yaşamak bir ağaç gibi
tek ve hür ve
bir orman gibi kardeşçesine,
diyebiliriz.
Hani busefer sonuna,
bu hasret bizim (!),
degil de,
bu zafer bizim (!),
deriz belkide.
Olmazmı, ey evlat!?
Teşekkürler
Saygılar
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen